Anasayfa | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Hakkımızda | Unutulmayanlar | Okuyucu Köşesi | İlan Ver | Hava Durumu | Dost Siteler | İletişim
İyi Bayramlar Olsun, Herkese, Tüm İnsanlığa  |  Bir Referandumun İçeriği Bu Kadar mı Güzel Anlatılır  |  Bayramınız 'HAYIR'LI Olsun  |  MHP' lli Belediye Başkan Yardımcısı Aydoğdu Partisinden İstifa Etti.  |  Gıda Krizi Kapınızda!  |  Sezen Aksu'ya Açık Mektup  |  Referandum Okumaları  |  Durun Kavga Etmeyin Siz Kardeşsiniz!  |  Görelede esnafa bayram denetimi yapıldı  |  İbrahim Öztürk Mavi Karadeniz TV'de  |  

UNUTULMAYANLAR

UNUTULMAYANLAR

Reklam

Okuyucu Köşesi

Reklam

Reklam

Önemli Linkler

Reklam

İLAN - DUYURU

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Reklam

Istatistik


Anasayfaya DönAnasayfaya Dön12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ataol BEHRAMOĞLU

İŞÇİ SINIFI ve ORDU

27 Şubat 2010, 09:36
Ataol BEHRAMOĞLU







İddialı bir yazı başlığı koyduğumu biliyorum.

İşçi sınıfı ve ordu ilk bakışta birbiriyle ilgisi bulunmayan iki kavram, iki olgu.

Bir ilişki varsa da, 12 Eylül ve sonrası düşünüldüğünde bu ancak bir karşıtlık ilişkisi olabilir.

DİSKi çökerten 12 Eylül darbesi olmuştur.

Selimiye Kışlasına teslim olmak için kamyonlar dolusu gelen işçi topluluklarını unutmuyoruz.

Fakat tam bunları yazdığımda, bu kez de 27 Mayısın armağanı 1961 Anayasasını ve o anayasa sayesinde kurulan Türkiye İşçi Partisini düşünüyorum.

Aklıma her üçü de 27 Mayısı gerçekleştiren subaylardan, Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Muzaffer Karan, sosyalist Suphi Karaman, Halkevleri Genel Başkanı ve Onursal Başkanı Ahmet Yıldız geliyor.

Kenan Evren, Faik Türün gibiler de, bu subaylar da Türk ordusunun mensuplarıydılar.

27 Mayıs da, 12 Mart ve 12 Eylül de, 28 Şubat da Türk ordusunun ürünüdür.

Bu çelişki nasıl açıklanacak?

Hepsi Amerikanın oyunudur diyerek geçiştirecek miyiz?

Bence bu, olumlu ve olumsuz yönleriyle iç dinamizmi göz ardı eden, toptancı ve teslimiyetçi bir görüştür.

Türkiye de ordu da, bütün kurumlar gibi, oluşum, değişim süreçlerinden geçiyor.

Toplumsal olgularda mutlak değişmezlikler olduğunu düşünmüyorum.

***

İmparatorluğun son dönemlerinde ordu modernleşmenin öncüsü olarak tarih sahnesine çıktı.

Kurtuluş Savaşının, Cumhuriyetin önderleri çoğunlukla subaydı.

Bizim işçi sınıfımız da aynı dönemlerde tarih sahnesine çıktı.

O tarihlerden 1960lara kadar yakın tarihimizde, işçi sınıfıyla ordu arasında bir yakınlaşma izi bulunabileceğini sanmıyorum.

Ordu ve işçi sınıfı ilk kez 1960larda bir araya geldi.

Sosyalizm ve yurtseverlik kavramları arasında aşılmaz sınırlar olmadığı ilk kez çok geniş çevrelerce algılanıp telaffuz edildi.

Türk subayının ulusal bağımsızlıkçı, Cumhuriyetçi, laik kimliği vurgulanırken, işçi sınıfının da bir vatanı olduğu kavramının altı derinliğine çizildi.

Bu bir yakınlaşmaydı, fakat uzun sürmedi.

12 Mart ve 12 Eylül darbeleriyle sona ererek bugünlere gelindi

***

Bugünlerde bu konuda olup bitenleri iyi düşünmek, iyi değerlendirmek gerekiyor.

İktidardaki güç iki kuruma özellikle saldırıyor.

Bunlardan biri ordu, öteki işçi sınıfıdır.

AKPnin temsil ettiği anti-ulusal sermaye ve ideoloji, farklı nedenler ve gerekçelerle de olsa, iki kurumu hasım olarak görüyor ve çökertmek istiyor.

Biri ordu, öteki işçi sınıfıdır.

Bu iki kurum arasında, Türkiye gerçekliğinde, tarihsel yakınlık vardır.

Ordu emperyalizme karşı savaşmıştır, antiemperyalist ve yurtsever geleneklere sahiptir.

Çoğunlukla orta ya da daha alt tabakaların, köylü ve işçi ailelerin çocukları olan subaylar, askerlik görevindeki halk çocuklarıyla iç içedirler.

Bu subaylar, büyük çoğunlukla, Cumhuriyetçi ve laiktirler.

İşçi sınıfı da, modern bir toplumsal güç olarak, ilericidir, ilerici olmak zorundadır.

Ancak bağımsız, modern bir toplumda emeğinin hakkını savunup elde edebilir.

Koşullanmış akıllara aykırı görünse de, emperyalist sermayenin ve siyasetin kuşatması altındaki Türkiyede, orduyla işçi sınıfı arasında bir yazgı ortaklığı olduğunu düşünüyorum.

Zulmedilen Tekel işçisiyle polis arabalarına tıkılarak karakollara ve adliye binalarına götürülen emekli ya da görevdeki subay arasında bir kader yakınlığı görüyorum.

Bu yazgı ortaklığı, kader yakınlığı dediğim şey, aslında Türkiyemizin geleceğidir.

Geleceğin bağımsız, onurlu, demokrat, sosyal adalet ilkelerinin egemen olacağı Türkiyesi; laik, yurtsever, Cumhuriyetçi orduyla ve işçi sınıfıyla savaşarak ve onlar çökertilerek değil, onlardan güç alarak kurulabilir. Yaşamakta olduğumuz Türkiye gerçekliği süreçlerinde işçi sınıfı ve ordu birbirini daha yakından tanıyıp anlamaya çalışmalıdır.


Toplam 784 Defa Okunmuştur.

Facebook'a Gönder

 Yazdyrylabilir SayfaTavsiye Et Yorum Yaz

Toplam 2 Yorum Yazılmıştır.

KARA KAPLI NİZAMİ [ 05 Mart 2010, 13:50 ]
12 Eylül cuntacılarının kime hizmet ettikleri bizim açımızdan bellidir.

Mehmet Uğurlunun yazdıkları çok doğru, ayrıca incelenmesi gereken, ciddi bir konu. Sadece Disk sadece Maden İş değil, ülkenin bir çok yurtsever demokrat kurumu 12 eylül öncesinde zayıflatılmış etkisizleştirilmiştir.

Bütün bunların yanında açık gerçek, işci sınıfı ve ordu iki bağlaşık güç OLMALIDIR...

Geçmiş sol söylemde, işci sınıfı köylülerle, küçük burjuvazi ile, aydınlarla, devrimcilerle işbirliği yapmalıdır, denilmiş ama işci sınıfının askerlerle işbirliği darbecilik vs gibi laflarla küçümsenmiş, karalanmıştır.

Halbuki sovyet devrimi, işci asker sovyetleridir.

İşci sınıfı bütün destek güçlerini kazanamadan, başarılı olamaz. Bunu en iyi bilen emperyal burjuvazidir.

Engellemek için şimdiden tedbirler alıyor....
M.M.UĞURLU [ 27 Şubat 2010, 10:29 ]
"DİSK'i çökerten 12 Eylül darbesi olmuştur." Tarih içinde yolculuk yaparken belgesiz kalmak elimizi ve dilimizi dolasıyla da yazacaklarımızı sınırlıyor.

DİSK'in çöküşü 12 Eylül'den önceye dayanır. Yanlış anımsamıyorsam, DİSK yönetimi, 12 Eylül öncesi tarihlerde DİSK'in kurucusu Mden_İş sendikasının üyeliğini askıya alarak DİSK'in en gür, en güçlü damarını dumura uğratarak, DİSK için ölüm fermanını vermişti.

Bu tarihsel belgeye ulaşırsak eğer tarihi ve işçi sınıfı içindeki muzırlıkları ve muzırları da açığa çıkararak, yolumuzu daha aydınlık kılarız.

Salt 12 EYLÜLCÜLERİ linç ederek bir yere varamayız. Deşifre edilecek edilecek o kadar çok şey var ki, dönüp kendimize bakmayı yöntem kabul edersek ulaşacağımız sonuçlar ufkumuzu beklenilenden uzaklara taşır.

Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları

KÖŞE YAZILARI

Hakan GÜREL Hakan GÜREL
HALİÇ'TE YAŞAYAN SİMONLAR VE CEMAATLER...
Ayhan EYİKOÇAK Ayhan EYİKOÇAK
ANLAŞMA : ANLAMA ve ANLATMA
Hüseyin BEKAR Hüseyin BEKAR
HAYIR DEMEK CESARET DEMEK..
Nihat ÖZTÜRK Nihat ÖZTÜRK
SANATÇILARIN BURUNLARI
Tevfik KARA Tevfik KARA
ORADA BİR KÖY VAR UZAKTA...
Ataol BEHRAMOĞLU Ataol BEHRAMOĞLU
SİVİL FAŞİZM
Şükran SONER Şükran SONER
BOYKOTLA EVET ARASINDA
Aydın ÇAK Aydın ÇAK
SÖZ SENDE...
Gündoğdu YILDIRIM Gündoğdu YILDIRIM
KPSS SINAVI
Misafir KALEM Misafir KALEM
BÜTÜN KARADENİZ'İN DAĞLARI BİRLEŞİN!
Prof.Afşar TİMUÇİN Prof.Afşar TİMUÇİN
YIRTIKLIK yada PİŞKİNLİK
Hasan KAMİLOĞLU Hasan KAMİLOĞLU
H.E.S-5 (YARARLARI-ZARARLARI)
Prof. Korkut BORATAV Prof. Korkut BORATAV
" İTAAT ET veya YOK OL "
Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN
VEDA ZAMANI...
Nedim TORUN Nedim TORUN
NELER OLUYOR
Hüseyin ÇAKICI Hüseyin ÇAKICI
12 EYLÜL ve REFERANDUM
Özcan TEMEL Özcan  TEMEL
ÇALAKALEM YAZMAK
Özgür KARAKAYA Özgür KARAKAYA
DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ DERSLERİ
İ.zeki KUTLU İ.zeki KUTLU
ANLAŞILIR GİBİ DEĞİL!
Sefer AYDIN Sefer AYDIN
DÜNDEN BU GÜNE 2!...
Mehmet KÖŞNEK Mehmet KÖŞNEK
GÜNEYDOĞU İZLENİMLERİM-3
Çetin KARAAHMETOĞLU Çetin KARAAHMETOĞLU
GÜNDEM - 2
Şahin UZUN Şahin UZUN
HIYARIN FAYDALARI....
Yeşim AKBULUT Yeşim AKBULUT
DELİRMEMEK İÇİN!
Av.Fikret İLKİZ Av.Fikret İLKİZ
NEYİN REFERANDUMU?
Davut GECİR Davut GECİR
BU YÜREK...
Metin KARAAHMETOĞLU Metin KARAAHMETOĞLU
MERHABA GÖRELELİ ARKADAŞLAR
Rüstem MENTEŞOĞLU Rüstem MENTEŞOĞLU
İĞFAL KABİLİYETİ TAM DEMOKRASİ (!)
Yakup BAYIR Yakup BAYIR
DOSTLARIN ARASINDA OLMAK GÜZEL
Ali AYAROĞLU Ali AYAROĞLU
SÖZDE GAZETECİ-YAZAR
Erman ERGÜL Erman ERGÜL
OLACAK O KADAR.!
Burhan TEMEL Burhan TEMEL
GÖRELE'DE TİYATRO OKULLAR BİR DÜZELTME VE EKLEMELER
Şevket KAHRAMAN Şevket KAHRAMAN
DEVRİMİN "DEVRİM GÖZLÜ" KARDEŞİNE, KARDEŞ YOLDAŞIMA...
Rıdvan YANIK Rıdvan YANIK
HES ve ENERJİ-2
Fatih KIRTORUN Fatih  KIRTORUN
OKUMAZSAN ÇÖPÇÜ OLURSUN!

Özel Haber

Görele Ağzı Sözlüğü:K-Z/2
Görele Ağzı Sözlüğü:K-Z/2
Sözlüğün devamı: K-Z

Reklam

RÖPORTAJ

'AKP Devrimin Düşmanı'
'AKP Devrimin Düşmanı'
12 Mart'ta Deniz Gezmiş'le THKO, 12 Eylül'de TDKP davasından yargılanan Mustafa Yalçıner, AKP'nin 12 Eylül'le hesaplaşma söyleminin sahtekârlık olduğunu iddia etti

AFORİZMALAR

YULARINI UZUN YA DA KISA TUTMAK
YULARINI UZUN YA DA KISA TUTMAK
Çok güzel ve üzerine sayfalar dolusu felsefi, sosyolojik ve psikolojik yazılar yazılacak sözlerimiz vardır. "Yularını uzun ya da kısa tutmak" da çok önemli ve akıldan çıkarılmaması gerekenlerden biridir.

© Copyright

Gorelehaber.Com Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir. Bu internet sitesinde yayınlanan haber, makale, yorumlar yazarını bağlar. Görele Haber sorumlu tutulamaz. Tüm Hakları Saklıdır © Copyright 2007 - 2010 Gorelehaber.Com
Hakkımızda | Yazar Girişi

Yazılım:

Tasarım - Editör - Teknik Sorumlu
UstaSoft İnternet Hizmetleri

Sitemiz Görele Hürses ve Yeni Tirebolu Abonesidir

İletişim: info@gorelehaber.com

görele

Sendika Tv