Türkiye’de gerçek bir bilim insanı olmak o kadar zor ki… Bundan pek çok kişinin haberi yoktur ama herhangi bir bilim ile uğraşanların yaşadıkları sıkıntılar kimi zaman bilinmez hatta üzerinde bile durulmaya değmezmiş gibi algılanır. Gerçek bilim insanı yalnızdır bu ülkede. Savunanı yoktur. Maaşı o kadar komik seviyelerdedir ki, fark edilmez. Bir ev ya da bir araba alması bile zordur bu koşullarda. Bazen ailesinden yardımla sağlar bunları. Ekonomik açıdan ayakları üzerinde duramaz bilim insanı, ayakta tuttuğu topluma rağmen… Gerçek bir bilim insanının aklı parada değildir. Aldığı maaşı ile geçinmeye çalışır. Bilir misiniz ki o da borçlanır. Belki de haciz bile gelmiş olanı vardır. Gazetelerde yazmaz, sessiz sedasız olup bitmiştir herşey. Bilim insanı derdini anlatmaz. Anlaşılmayı bekler bunca anlayışsızlık arasında. Ama o anlamalıdır, bilmelidir, sonsuz özgüveni olmalıdır. Bilim insanı robot değildir, doğrusunu söylemek gerekirse. Bilim üretmekle görevlidir bu insanlar. Türkiyeyi geleceğe taşıyacak insanlar olmakla mükelleftirler. Onlara güvenmek ister bu ülke. Onlara emanet etmiştir bilimsel gerçeğini. Ama unutulmuştur hep şu konu: Türkiye’de bilim insanı olmak zorluklarla doludur.
Yıllar okumaya, yazmaya, araştırmaya adanmıştır. Bütün bunların arasında düzenli bir yaşam kurmak için de çırpınırlar. Akıllarında bilimle ilgili şeyler olması gerekirken, onlar geleceklerinin kaygısını taşırlar. Özel yaşamları da düzenli olması gerekirken kimi zaman değişik sıkıntılarla boğuşup durdurlar. Gerçek bilim insanı hastalanmaz, acıkmaz, yorulmaz! Öyle zannedilir ama zannedilen gibi değildir hiçbir şey.
Gerçek bilim insanlarına o kadar çok ihtiyacı var ki bu ülkenin. Ama buna rağmen bilim insanının önü kesilir kimi zaman. Uydurmadan bahanelerle daha da güçleştirilip iş yaşamı. Bazen bunu meslektaşları bile yapar. Daha da üzücü olanı budur belki de… Bilim yaptığı unutulur kimilerince. Ardından bilim insanı işinden de soğutulur.
Düşünen insanların sorunları bilinmez. Onlar bunu anlatıp durmaktan hoşlanmaz. Kendi içlerinde yaşarlar, sizlerin ruhu duymaz! Gerçek bilim insanı yalnızdır. Günü gelip bir kenara çekildiğinde bu sefer karşısına unutulmuş olmak dikilir. Bilim insanları da unutulur, ne acı!
Bir çabalamadır sürüp gider onların yaşamında. Gerçek bir bilim insanını buradan tanıyabilirsiniz kolayca. Ülkesinin sorunları için acı hisseder içinde. Çözmek için uğraş vermeye devam eder onca iş yükünün yanında. Toplum uyusa bile bilim insanı uyumaz. Çözüm üretmek de bir görevidir çünkü.
Nereye denirse oraya gider. Anlatır, anlatır, yeni öğrneciler yetiştirmektir amacı. Saygısızlığa, sevgisizliğe ve kimi zaman seviyesizliğe rağmen ayakta konumunu korumaya çalışır. Bilim insanı yıldızlar kadar yüksektedir fark etmesek de…
Türkiye’nin gerçek bilim insanlarına ihtiyacı var. Bunların sayısı o kadar az ki… Onların özverisine ihtiyacı var bu ülkenin. Onların kendilerini feda edişlerine ihtiyacı var. Ne acı ama gerçek bilim insanı boğuşurken türlü sıkıntılarla, bizler tam tersini düşünürüz onlar için. Ve bir gün bunlardan biri intihar eder ya da uzun süren çaresiz bir hastalıktan ölür; o zaman anlarız değerlerini, o zaman okuruz yaşam öykülerini… Ama o biyografilerin içinde yazmaz yaşadıkları. Bilimsel değildir böylesi çünkü. Bilim insanları doğum ve ölüm tarihleriyle hatırlanır bu ülkede, ne yazık ki…