Zor, şiddetli,dalgalı,entrika dolu bir süreçten geçiyoruz sevgili dostlar.İman tacirlerinin sırf rant uğruna insanların üzerinde uyguladıkları baskı ve zulümün bir gün aheste aheste çıkacağından hiç şüphem yok.Tarih tekerrürden ibarettir,ders almayanlar tarihin sayfalarına baksınlar lütfen.Hz.Peygamberimizin 1400 yıl evvel söylemiş olduğu reform niteliği taşıyan sözleriyle başlamak istiyorum asıl konumuza.
_İnsaf,imanın yarısıdır.
-Bir topluluğa duyduğunuz kin,sizi sakın adaletsizliğe sevketmesin.Adaletli olun.
-Sevdirin nefret ettirmeyin,kolaylaştırın,zorlaştırmayın.
-Asıl pehlivan kızdığı zaman,kendine hakim olabilen kimsedir.
-İlim Çindede olsa gidip alınız..
-Güçsüzün haklarını alamadığı toplum asla yücelmez..
-İşi, ehil olmayana verirseniz,işte asıl ozaman kıyameti bekle!..
-Nasıl erkeklerin kadınlar üzerinde hakları varsa,kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır.
Bunlara benzer yüzlerce sözleri bulunan Hz.peygamberin,1400 yıl önce ,kızlarını kuma gömen Arap düzenini ilkel ve çağdışı bularak men eden reformların düzenleyicisi ile,Asırlar sonra bir kurtuluş savaşı gerçeği sonrasında yaptığı devrim ve reformlarla kadınlarımıza,erkekle eşit hakları sağlayan Mustafa Kemal Atatürk değilmiydi?İkiside Mustafa,İkiside reformcu ve devrimci,bu bir tesadüfmü?
Ama benim en çok ilgimi çeken söz,İnsaf imanın yarısıdır cümlesidir.İnsafı olmayan insanın,imanı ibadeti,şehadeti,ahireti,,namazı,haccı hepsi yarım oluyor, sakat oluyor demekki.
Başarısızlıklar vede haksızlıkların diz boyu olduğu son günlerde sürekli gündem değiştiriliyor.Yok açılım,yok Ergenekon,yok o yok bu.Boş ve mesnetsiz hiçbir dayanağı ve tutanağı olmayan saçma sapan delillerle insanları yok yere karalamaktan çıkar umanlar vicdanlarına karşı sorumuludurlar.
Mantığın almadığı düzmece senaryolara El-İnsaf diyorum.
İşsizlik tavan yapmış bu konuyla ilgili tıss yok.Esnaf uzatmaları oynuyor kıyıda köşede kalanlarla,emeklinin durumu zaten malüm içler acısı,köylü,çiftçi tutunacak dal arıyor selin önünde,memur ve işçiler kölelik düzenine karşı direnç gösteriyorlar, çeşitli oyunlarla özlük haklarının alınmaması kaderleri iki dudak arasında olmaması için.Sürekli gündem değiştirmeler,sürekli ayak oyunları yandaş medyayla kolkola.Ne oldu AB süreci,Yimpaş,Kombassan,Deniz feneri,Acaristan sahi ne oldu,ne tez unuttuk.Biz, millet olarak yapılanı çok çabuk unuttuğumuz müddetçe,birileri sırtımızdan nemalanmaya devam eder.Bu arada ne güzel unutmuştuk türbanı.Bu arada;yine siyasi malzeme aracı ve tutunacak bir dal olarak,kurtarıcı gibi politika selinin önünde duruyor.Bıktık temcit pilavlarından,gerçi pirincin günahı ne!..
Günlerdir kamu oyunu meşgul eden tekel işçilerinin haklı direnişleri var.Bazen acaba demekten de kendimi alamıyorum.Bu işçi kardeşlerimizin pek çoğu bu iktidara oy vermiş insanlar,Kaderlerini kendi elleriyle çizdiklerinden bin pişmanlar ama artık iş işten geçtikten sonra sür eşeği Niğdeye.
Kimse bu ülkenin 722 adet önemli işletmelerinin yabancıların eline geçişini konuşmuyor,kimse hastanelerin nasıl özelleştirildiğini kimlere peşkeş çekildiğini konuşmuyor,Eğitimin nasıl iflas ettirildiğini tarikatlerin eline nasıl geçtiğini konuşmuyor,ülke değerlerinin nasıl talan edildiğini,her yıl sonunda 60 milyar dolar cari açıkla bu günkü borç yükünün 600 milyara dayanışını,bunu nasıl ne ile ödeyeceğimizi konuşmuyor.Varsa yoksa türban ve devamında varsa yoksa Ergenekon.Rant uğruna çevre katliamları had safhada,kirlilik yüzünden canlıların pek çok türleri yok olmuş durumda,peki çocuklarımıza,torunlarımıza hangi ülkeyi,hangi geleceği ne durumda nasıl teslim edceğiz.Mezar başına geldiklerinde, oda şayet gelirlerse fatihamı okuyacaklar yoksa başka birşeymi…Bir metrelik bezin içine ülkenin kaderini sığdıran samimiyetsizleri,istismarcıları,takkiyecileri, türban gözlerini bağlayacak ve önüne göremez durumda duvara toslayarak kendi sonlarını yine kendileri hazırlayacaklardır.Umarız bu arada iş işten geçmiş olmaz!
Günlerdir Ankaranın ayazında,şiddetli soğuğa rağmen,her türlü baskıya,biber gazına rağmen,ekmeklerinin elden gitmemesi için direnen tekel işçilerinde son ne olacak bende merak ediyorum doğrusu.
AKP iktidara gelinceye kadar tütünle ilgilenen,gelir elden insan sayısı 600 yüzbin civarı,2009 yılı sonunda bu rakam rakam 190 bine düşmüş,2010 yılı sonunda 90 bine düşürecek olanlar tarihe karşı çok büyük vebal altındadırlar.Ülkemizin önemli varlıklarındanbiri olan Tekel’i kaldırıp yerine 4 tane yabancı şirketi koymak hangi akla hizmettir; El-İnsaf!..
Ülkenin pek çok yerinde bizim insanımız tarfından yetiştirilen tütün,artık Philip Morrisin iki dudağı arasında sıkışıp kalacak,tıpkı diğer değerlerde olduğu gibi yabancılaştırılıp kaderine razı olacaklardır.
Ayşelerin,Fatmaların,Türkanların çeyizini düzmek için tütün mevsimini beklemeleri,diğer yandan Mehmet emminin,Hasan dayının oğullarını everebilmek için,hasatın bol ve bereketli olmasını beklemek hayalden öteye geçmeyecektir. Bunca yıl haşır neşir oldukları topraklara bir yabancı zehrini saçarak acı sonla yüzleşeceklerdir.Yüzbinlerce insanın geçim kaynağını elinden almak insafsızlığın daniskasıdır,Elİnsaf!...
REJİ’ye dönüş!...
Osmanlı devleti,son dönemlerinde borçlarına çözüm bulabilmek amacıyla,yabancı temsilcilerle görüşür.Görüşmeler neticesinde Muharrem karanamesi ile 13 ocak 1882 yılından başlayarak bazı devletler,gelirlerini borcuna karşı ayırarak,gelirlerinin idaresini alacaklılara bırakır.Tütün tekelin gelirleri de bu karanameyle borç ödemelerine ayrılır.Karanamede tütün Tekeli mutlak ve değiştirlemez maddesi olarak yer alır.İmtiyaz hakkı ,borç karşılığı Reji’ye verilen,duyun-u umumiyenin hükümete yaptığı öneri kabul edilerek,1883 yılında çıkarılan fermanla REJİ imtiyazı 30 yıl süreyle MösyöDevey’e verilir.1884 yılında,şirket kurularak faaliyete geçer.ilk üç yılda zarar eden şirket,alım fiyatını düşük tutarak vede adalatsiz uygulamalarla kara geçer.Tütün kaçakçılığını önlemek amacaıyla kolcular tutar,kolcular ve halk arasından 20 bini aşkın insan ölür.1887 yılında ilk tepki Samsunda üreticilerin yürüyüşü ile başlar.1894 yılındada Trabzonlu üreticiler durumu protesto eder.REJİ’nin zalim uygulamaları giderek artar.1912 yılında süresi dolmasına rağmen,verdiği borçla süreyi uzatan,karını Osmanlıdan gizleyen REJİ idaresi,çıkardığı hisse senetlerini Paris borsasında satarak büyük karlar elde etmesine karşı,uyguladığı alım politikalarıyla üreticileri perişan eder.Kurtuluş savaşı sonrasında toplanan İzmir iktisat kongresinde,istismar nedeniyle imtiyazın kaldırılması gündeme gelir.1925 yılında 4 milyon ödenerek satın alınır,Reji’nin imtiyazı kalkar.1979 yılına kadar tekelin gelişimi artar,bu tarihte Demirelin tütün ithalini hükümet gündemine almasıyla bu günkü süreç başlar,Özalla gelişir,son noktayı koymakta Tayyip’e düşer.Bu kadar uzun geçmişi olan ve ülkenin en önemli gelir kaynaklarından olan tütün Tekelinin,tekrar eski günlere dönmesi,REJİ ile yasalaşması,yakınlaşması üzücü,ürkütücü ve son derecede düşündürcüdür.REJİ kanunları,Philip Morrisle tekrar hayata geçmesi tütün üreticisinin,tütün sektörünün,ülkenin menfaatine olmadığı ap açıktır.Yapmayın,kıymayın bre insafsızlar,El-İnsaf!..
Toplam 6 Yorum Yazılmıştır.
Evet sevgili dostlar,Sevgi hanımın belirttiği gibi işlerimin yoğunluğu sesebiyle uzak kalmıştım yorum yazmaktan,ancak tabiki bu bir mazeret değil.Ben her zaman Görele haberin içindeyim,çünkü burası bizim çocuğumuz gibi.Sevgili Davut bey bilir,Hisarda öğretmenler evinde kimlerle beraber bu yola başladığımızı.Benim yazıp yazmamam hiç önemli değil çünkü ben her zaman kalbimle ve beynimle buradayım.Fikirleri ,düşünceleri paylaşım noktasında katkı sağlayan tüm dostlarıma gönül dolusu selam.Yine olumlu,olumsuz yorumlarını esirgemeyen paylaşım dünyasının aydın yorumcularına teşekkürlerimi arz ediyorum..Hep beraber daha güzele diyor herkesi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum...
sevgili kardeşim bahsettiğin gibi ülkenin gündemi yoğun.tekel işçilerinin direnişi tansu çiller tabiriyle ya bitecek yabitecek.ama nasıl bitecek hep beraber göreceğiz.senin halen daha duyarsız kalamayışını ben kendimde bir eksiklik olarak görüyorum.sendeki bu sinerji zaman zaman bizlerinde sönmüş küllerini ateşliyor.kavram kargaşası okadar büyükki ki final nasıl nereye varacak merak konusu.rüzgar önüne katmış götürüyor.gidişattan ülke olarak en az zararla kurtuluruz inşallah.o yılmayan yüreğine binlerce teşekkür.halen daha dolu dolusun.kalemine sağlık...arayı soğuttun,görüşmek dileğiyle..
Sefer Bey'in engin birikimlerinden yararlanacağımız için çok mutlu olduğumu belirtmek isterim...
AYDIN insan hoşgeldin...
sevgili abim, bizi dedelikoyu köşesinde alıştırdın yazılarına sonra siteyle kayboldun.sen bildiğin doğrularından, önüne dünyaları serseler asla taviz vermeyen,özüyle sözüyle bütünleşmiş bir insansın.çünkü seni yıllardır tanıyorum.ve elinde onca imkan varken hakkıda,hukuka hep senin örnek davranışından öğrendik.sana bazen ağabey bazen baba derdik ne günlerdi telekom günleri.biliyorum ki emekli olmana rağmen bir kısım arkadaşlarla oluşturduğun birliktelik senin dünya görüşü üzerindeki samimiyetinden geliyor.ama yine biliyorumki senin gibiler az sayıda.işte çoğalttığımız an sorun kökten çözülecek.seni seviyoruz yürekli insan,kalemine yüreğine yaşamına uzun ömürler...saygılarla sevgili ağabeyim..
sevgi
[ 15 Şubat 2010, 14:19 ]
sanırım yoğun çalışmalarından dolayı olsa gerek uzun süredir kalemin suskundu sefer abi.. ancak siteyi tıkladığımda soyadın gibi aydın yazılarını görünce dedim kaldığı yerden devam...görelehabere hoş geldin seni sevgi ve saygıyla selamlıyorum....
Hoş geldin arkadaşım.
