Şarkıcı Teoman, Kenan Evren’i alkışlayan gençler için “salak” demiş. Bir aydın, bir sanatçı duyarlığı.
Ne de güzel söylemiş!
Yaşamı sınavlara hazırlanmakla, testlerle boğuşarak geçen, “şu üniversiteye bir gireyim, yeter” diyerek kendisini bütün dış dünyaya kapatarak yaşayan bir gencliğin Kenan Evren’i bilmesi düşünülebilir mi?
Derseniz ki, bilerek alkışlıyorlar. Ona da bir diyeceğim yok. Meclistekilerin de kulisten koşarak gelip “evet” ya da “hayır” demeleri aynı şey değil mi?
Bir haber:
(Sosyal Güvenlik Reformu oylaması görüşülürken skandal yaşandı. Neyin oylandığını bilemeyen, AKP'liler muhalefete bakıp oy kullandılar. Muhalefetin de desteklediği önerge AKP'lilerin oylarıyla reddedildi.)
Eeee, onlar da büyüklerinin küçüğü!
*******************************
Bu akşam haberlerinde Beykoz ormanlarında öldürülen onlarca köpeği haber yapmışlar. Köpeklerin kulaklarında da sahipli olduklarını gösteren numaralar varmış. Bunlar belli olmasın diye hayvanların kulakları da kesilmiş.
Bu “resmi” bir işe benziyor!
Hayvanseverler de köpeklerin ölülerini belediyenin önüne getirmişler, olaylar yaşanmış belediye görevlileriyle.
Ne var bunda, diyeceksiniz!
Ne yok ki!
Hayvanları sevemeyen kafaya ne denmeli ki?
Belki belediye görevlileri zehirlemedi; olabilir. Ama yine de güvenemiyorum belediye yetkililerine.
Birkaç yıl önce Görele belediyesi yetkilileri de Görele’den topladıkları hayvanları dağlara götürmüşler, o hayvanlar da dağlardaki aç kurtlar tarafından parçalanmıştı. Söylenen buydu. Çünkü uyuşturucuyla bayıltılan hayvanlar dağlara bırakılıyordu. Benim de çok sevdiğim bir köpeğim bu yok ediş etkinliğinde kaybolmuştu. Onun da tasması vardı. Hala içim sızlar aklıma geldikçe. Onları yok etmeye kalkışanlardan çok çok daha akıllıydı. Bir ıkınsa o beyinciklerin hepsini kıçından çıkarırdı!
Beykoz belediyesi de böyle bir temizlik (!) yapmış olabilir.
Haberin ardından, köpeklerin de duygulu yaratıklar olduğunu göstermek için bir görüntü geldi beyaz cama: Bir köpek ve yanında yavrusu; donan diğer yavrunun başında bekliyor, çabalara karşın ölen canlarını bırakmak istemiyordu.
Son günlerde benzer birkaç haber de izlemiştik. Bu görüntülerle “insan” yanımız güçlenecek mi dersiniz?
Bu iğrenç eylemleri yapanlara hakaret ederiz: “Hayvan oğlu hayvan bunlar!”, “İt oğlu it bunlar!”, Öküz oğlu öküzler!” , “Eşşoğlu eşşekler!”…
Ben asla bu sözleri kullanmayacağım. Kullananlara da şiddetle karşı çıkıyorum. Hayvan katliamcılarına, hayvanları aşağılayarak hakaret etmek olur bu!
“Dünya Kültür Başkenti” olan (her ne haltsa; olmayan kent kalmamış edindiğimiz bilgilere göre)İstanbul’da kültürümüzü göstermiş olduk!
Hem çocuğunu çöpe, işçisini gaza, memurunu copa mahkûm eden bir ülkeden daha ne beklenir ki?
Bütün hayvanları candan öpüyorum!
*******************************
Son günlerde (hep vardı ya) at ve eşek etleri, günü geçmiş gıda maddeleri, emekliyi dolandıran bankamatik çeteleri, bilmem kaç yüz kere sabıka kaydı olan kapkaççılar, ruhsatsız fırınlar ve pastaneler, diplomasız doktorlar, kumarcılar, saygın mafya, uyuşturucu çeteleri, insan boğazlayan tinerciler, ihale mafyası… haberlerin sıradanları oldu.
Ne kadar da çoklar! İnsan, bu haberleri izlerken, 70 milyon bu işlerin içinde sanıyor. Yakalana yakalana bitmiyorlar. Artları arkaları kesilmiyor.
Peki, bu yakalananlar ne oluyor dersiniz?
İlk duruşmada, hatta ilk ifadenin ardından serbest!
Olmadı, üç beş yıl kodes, sonra yaşasın özgürlük!
Yine iş başına!
Suçlu kim?
Emniyet, savcı, hakim…
Öyle ya, onları serbest bırakanlar bunlar değil mi?
Küfrediyoruz: “Böyle emniyetin!...”, “Ulan şu polis yok mu?”, “İşte savcı bu herifin ortağı!”, “Ortağı hakim olursa, elbet bırakırlar!”…
Hiç düşünmeyiz, yasalar ne diyor bu konuda?
Yasayı yapan kim?
Günaydın!
Trafik “canavarları” süslüyor ekranları her akşam. “Canavarlar!”
Ne canavarı bunlar?
Her gün orada burada gördüğümüz, söyleştiğimiz, selam verdiğimiz… insanlar bunlar.
Biziz, biz!
“Abi çok üzgünüm, iki kişi öldü; ama vallahi isteyerek yapmadım!
Serbest!
Yasa ne diyor?
Yasayı yapan kimler?
Günaydın!
Öte taraftan, polise taş attığı iddia edilen 15 yaşındaki bir kız çocuğu 7 küsür yıl ceza alıyor. Hem de tek celsede!...
Yani, üçkâğıtçıya, hırsıza, dolandırıcıya, kaçakçıya, mafyaya, çeteye… özgürlük!
Yasa ne diyor?
Yasayı yapanlar kimler?
Günaydın!
(TBMM’ye milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması için sunulan fezleke sayısı 608’e ulaştı. Bu dosyalardan 393’ü BDP, 138’i AKP, 55’i CHP, 22’si MHP’li milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması istemini içeriyor. Dosyaların suç dağılımında ise hakkında fezleke bulunan AKP’lilerin yüzde 25’i görevi kötüye kullanmak, CHP’lilerin yüzde 31’i hakaret, BDP’lilerin yüzde 54’ü PKK’yi övmekle suçlanıyor.
Suç isnatlara göre dağılıma bakıldığında, terör örgütü PKK’nin propagandasını yapmak, üye olmak, suçu ve suçluyu övmek suçu 252 dosyayla birinci sırada yer alırken bunu 74 dosyayla seçim yasalarına muhalefet; 57 dosyayla hakaret; 51 dosyayla Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet; 47 dosyayla görevi kötüye kullanmak, keyfi davranma, ihmal; 35 dosyayla Siyasi Partiler Yasası’na muhalefet suçları izliyor.
Suçlar, özele indirgendiğinde:
Devlet İhale Kanunu aykırılık, görevi kötüye kullanmak ve resmi evrakta sahtekarlık, resmi alım-satımlara fesat karıştırmak, avukatlık görevini kötüye kullanmak, görevi suiistimal, görevde müessir fiil, hakkı olmayan yere tecavüz, yalan beyanda bulunmak, görevde yetkiyi kötüye kullanmak, hizmet sebebiyle emniyeti suiistimal, bir kısım kooperatiflere usulsüz arsa tahsis etmek, sahte olarak tanzim edilen resmi evrakı bilerek kullanmak, teşekkül halinde akaryakıt kaçakçılığı, kurumu zarara uğratmak, kamu kurumunu dolandırmak, , gerçeğe aykırı puantaj bildirimlerine dayanarak haksız ödemelere neden olmak, görevli memura hakaret, hırsızlık, faili belli olmayacak şekilde adam yaralamak, tehdit, cezaevine yasak madde sokmaya çalışmak, kaçak su hattı çekmek suretiyle hırsızlık, kaçak elektrik kullanmak, silahlı yağma suçuna azmettirmek.)
Bütün bu suçlar devlet memuru olmayı engeller. Yani öğretmen, polis, doktor, hakim, savcı… olamazsınız. Ama milletvekili olabilirsiniz. Milletvekilliğiniz sona erene kadar da kimse sizi yargılayamaz. Bu arada yasa da yönetmelik de çıkarabilirsiniz.
Suçlanmak, suçlu olunduğu anlamına elbette gelmez.
Ama aklanmak gerekmez mi?
***********************************
Peki, bu durumlardan, hepimiz sorumlu değil miyiz?
Hepimiz sorumluyuz.
Adam anlatıyor: “Abi trafik tıkandı, bir sağ bir sol, yüklendim gaza, baktım ışık kırmızı; ama aradan sıyrılıp geçtim. Biri selektör yapıyor, bastım küfrü, bir de el hareketi çektim, anladın mı? Muma döndü enayi!”
Onurlandırıyoruz: “Vay be, helal olsun! Ben senin kadar cesur olamıyorum, abi. Ne adamsın be!”
Adam anlatıyor: “Abi, şefe bir yalan sıyırdım. Ayrıldım işin başından. Akşam da uğradım şöyle bir. Aydan aya maaş çalışıyor. Bu devirde enayidir öyle çalışan. Yiyeceksin abi. Rüşvet de olsa buldun mu fırsatını, yiyeceksin! Ben de yiyorum. Hem adamlar kendileri veriyor. İstemiyorum ki! Ben almasam başkaları alacak!”
Onurlandırıyoruz: “Valla helal olsun sana! Abi, ben de senin kadar becerebilsem!... Aşk olsun!”
Ne zaman ki, “adam”a bir avuç tükrük olur yanıtımız, adam olmaya başlamışız demektir.
Ama kimsenin ağzında tükrük kalmamış ki!...
Bana ne, deyip bir köşeye çekilmenin gelecek adına sonuçlarını düşünmek gerçekten çok ürkütücü!
Yine de umudunu hiç kaybetmemiş biri olarak bekliyorum, bekleyeceğim. Siz de yitirmeyiniz umutlarınızı!
Gün doğmadan neler doğar!
"Ha, sahi, Şakira'nın donu ne renkti?
Sağlıcakla kalın!