Uzun bir aradan sonra yeniden buralardayım.Gerçi video haber ve diğer bazı haberler için buralarda idim ama düzenli yazmaya şimdiden sonra daha çok özen göstereceğim.
Anam rahmetli beni bir ekin ayında doğurduğunu söylerdi. Yıllarca doğduğum tarihin ne olduğunu öğrenemedim, çünkü babam gurbette olduğu için beni geç yazdırmışlar. Benimle aynı gün doğan bir komşumdan doğduğum gerçek tarihin ne olduğunu çok sonraları öğrendim. Bir yıl küçük yazılmışım.
YIL 1951 ve üç amcam okuyabilmiş subay olmuşlar.Babam da onlar ‘’ okumuş adam’’ diyerek bana isim koymalarını istemiş.Büyük amcam ŞAHİN olsun demiş,küçük amcam BİROL...
Anam Birol’u beğenmiş ,babam da gitmiş nüfusa ŞAHİN yazdırmış.1952 .Yedi yaşına kadar bana ŞAHİN diyen olmadı.İlkokula kayıt için giriğimde ŞAHİN UZUN olduğumu öğrendim. Uzun süre yeni adıma alışmak için çaba sarfettim,ilkokulda yoklama yapılırken çok kere adım okununca yanıt vermediğim için azar işittim.Çünkü Birol denmesine alışmıştım.
Bütün mahalle arkadaşlarım o gün ve ve bu gün beni BİROL diye çağırır,bütün köydeki tanıyanlar da .
İlkokula gittiğim yıllarda ortalamanın üzerinde bir öğrenciydim,orta okulda da lisede de. Ama o yıllarda çarşı mahallede oturan memur çocukları daha atak ve çalışkan görünürlerdi, çünkü hem okul,hem çiftçilik yapıp hem de günde en az iki saat yol yürümüyorlardı.Biz köyden gelenler çömez ve çekingendik.
Lise son sınıfa kadar geçen onbir yıl; içinde elektrik ,tv, şehir suyu , tel, W.C olmayan evde geçti.
Görele lisesinin ilk mezunlarının arasında olmak şansımdı,çünkü eğer lise açılmasaydı okuma şansım da olmazdı.
Ed.fakültesini Türk dili ve Ed. Okurken,Sosyoloji ve Tarihte de okudum. İkisinden de Sertifikalarım var. Pedegojik formasyon da aldım. İKTİSAT FAK.de Bonus. Sonra da 3 yıl kitap yayıncılığı ,kitap dağıtıcılığı,öğrenci liderliği....
YEDEK SUBAYLIK yıllarımdan sonra da esas mesleğim olan dil ve edebiyat konularını ve eğitimciliği bir kenara koyup.önce profesyonel yöneticilik yaptım. ''Pazarlama ve satıştan sorumlu GNL.MÜD.''
Çalıştığım iki şirkette de en az 600 er kişiyi yönettim.İkisi de çok uluslu şirketlerdi.
Birinde çalışırken 2.sinden çok iyi bir teklif aldığım için 2.ye geçtim.Sonrakinden de en iyi durumda iken kendi işimi kurmak için ayrıldım.
Kendi işimde de başarılı olduğumu sanıyorum.Daha sonra Göreleli basit bir çocuk olarak başladığım yaşamımda ,İstanbuldaki gıda piyasasında iyi tanınan bir işletmeyi kendi işimi 17 yıl yürüttüm.
Bunların hepsini neden yazdığımı merak edenlere de şunları söylemeliyim.
Toplumun bazı yaralarını sarmak,yaraların ilacını söylemek için ya da etrafındaki bazı insanlara AKIL VEREN BİRİ OLMAK İÇİN yeterli olduğumu düşünebilirsiniz belki.
Çünkü hem köyde geldim sıfırdan başladım hemde BÜYÜK şehirde, İstanbulda başarılı oldum.Yalnız kendimi,kendi işimi değil dünya ölçeğinde tanınan şirketleri de yönettim...YÖNETTİM AMA İYİ YÖNETTİM...Bir yığın ödülüm var.
Hiç kimseye akıl vermek gibi bir megalomanlığın içinde değilim ve olamam. Burada yazdıklarımda yol gösterme ve eleştiri niteliği taşıyan yazılarım en çok tepki alanlar oldu.
Çünkü tepki gösterenlerin çoğunluğu, ‘’ benden daha çok başarılı ...HEPSİ 2-3 üniversite bitirmiş,en az bir yabancı dil bilen hepsi büyük şirketler yönetmiş,hepsi kendi işini kurmuş ve hepsi çok başarılı örnek insanlar...Toplum içine girdiklerinde herkesin saygı ile karşıladığı ailesini ve kendini rahata ulaştırmış insanlar..’’.
Olmalılar değil mi.Ne gezer..
Ne yazık ki birilerinin kurulu düzenini eleştirdiğimde ya da yapılan yanlışları sergilemek istediğimde; kendimde eleştirecek kadar birikimim olduğunu düşünmüştüm.Anladım ki kimseye bir şey anlatamıyorum.Zülfüyare dokunuyorum,birilerini üzüyorum.
Bundan sonra yazacaklarımın konusu toplumsal yol göstermenin dışında, daha çok mizah barındıran kolay okunan ve suya sabuna dokunmayan şeyler olacak.
Çünkü Türkiyeyi kurtaracak yeteri kadar akıllı insan var.