Anasayfa | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Hakkımızda | Unutulmayanlar | Okuyucu Köşesi | İlan Ver | Hava Durumu | Dost Siteler | İletişim
İyi Bayramlar Olsun, Herkese, Tüm İnsanlığa  |  Bir Referandumun İçeriği Bu Kadar mı Güzel Anlatılır  |  Bayramınız 'HAYIR'LI Olsun  |  MHP' lli Belediye Başkan Yardımcısı Aydoğdu Partisinden İstifa Etti.  |  Gıda Krizi Kapınızda!  |  Sezen Aksu'ya Açık Mektup  |  Referandum Okumaları  |  Durun Kavga Etmeyin Siz Kardeşsiniz!  |  Görelede esnafa bayram denetimi yapıldı  |  İbrahim Öztürk Mavi Karadeniz TV'de  |  

UNUTULMAYANLAR

UNUTULMAYANLAR

Reklam

Okuyucu Köşesi

Reklam

Reklam

Önemli Linkler

Reklam

İLAN - DUYURU

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Reklam

Istatistik


Anasayfaya Dön Anasayfaya Dön 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


ŞİMDİ SOSYALİZMİN SIRASI MI?

09 Mart 2010, 05:00

Tam da cumhuriyet elden gidiyorken...O'nun tartışılmaz olan ilkeler hızla geçersizleştirilirken....


MESUT ODMAN
 
O cumhuriyetin dayandığı ya da başlangıçta yahut bir ara dayandığı, ayrıca ona rengini verdiği söylenebilecek ve hem kuruluşunda hem de şimdi önemi, ileri niteliği tartışılmaz olan ilkeler hızla geçersizleştirilirken… Dolayısıyla, üzerine ayaklarımızı basarak başka hedefler ortaya atabileceğimiz toprak altımızdan kayarken…

Bir yandan böyle itirazlar gelecektir; gelebilir; hatta geliyor.

Tam da ileri demokrasiyi engelleyen, hepsi bir yana elinde silah bulundurma ve kalabalık olma özelliklerine göre en büyük sayılan güç hizaya getirilip herkese, bu arada sosyalizm için uğraş vereceklere de özgürlük kapıları ardına kadar açılmaya yüz tutmuşken…

Öte yandan bu tür itirazlar…

Bir de, her iki yanın ortaklaşabileceği bazı çekinceler, eleştiriler, suçlamalar, saldırılar:

Zaten, “reel sosyalizm” geçen yüzyılda insanların her bakımdan hayal kırıklığına uğratmış, o kadarla da kalmayıp, herkesin gözünü korkutmuşken… İnsanlar ya sosyalizmi unutmuşlar, özellikle gençler, ya da unutmayanlar onu iyi bir şey olarak hatırlamazlarken…

Bu sonuncusu, yukarıda varsayılan iki kamp tarafından da dile getirilebilecek bir argüman. Ayrıca, tam olarak o iki kampta gösterilemeyecek olanlar ve/veya kendilerini orada görmeyenler de bunu ileri sürebilirler.

Oysa, tam da bu günlerde, sosyalizmin sırasıdır; sosyalizmden söz etmenin, onu amaçlamanın; sakatlıkları, güvenilmezlikleri, işe yaramazlıkları az çok hissedilmekle birlikte “çaresiz” katlanılan, girilen, tutulan yollardan hiçbirinin çıkar yol olmadığını, tek kurtuluşun sosyalizm olduğunu ısrarla seslendirmenin; bunu yaparken de sosyalizmi hiç bilmeyenlere, bir ölçüde bilenlere ve yanlış bilenlere anlatmanın tam zamanıdır. Anlatının muhataplarını buradaki gibi üç kümede toplamak yanlış değilse eğer, ilk iki kümeyi oluşturanların daha çok gençler, “yanlış bilenler” başlığı altındaki üçüncü kümeninse yaşı daha ileri olan, yaşanmış sosyalizme ilişkin olarak dolaylı tanıklıkları ve kulaktan dolma bilgileri bulunan insanlar olacağı da eklenebilir.

Hatırlayanların sayısı azalmış olsa da, büsbütün unutulmuş olamaz: Çok eskiden, sosyalizmden önce demokrasi için mücadele gündemde olduğu söylenerek, (a) sosyalizm çağrısına kulak kabartacak olanların hem sayıca hem de siyasal mücadele isteği ve becerisi açısından çok cılız durumda bulundukları, (b) sosyalizm çağrısını özgürce, gereğince yapmanın koşulları var olmadığına göre önce o koşulları sağlayacak demokrasi için mücadele etmek gerektiği ileri sürülerek “sosyalizmin sırası değil” denilirdi. Şimdi de bu sırasızlığa yeni ve sözüm ona güncel gerekçeler getirmek o eski ve ölümcül hastalığın devam ettiğini gösterir. Bu hastalığa ölümcül yerine, “ne öldürür ne ondurur” demek daha mı doğru acaba? Sosyalizm mücadelesini o hale getirmiştir çünkü.

Bazı somut durumlar üzerinde durarak da konuşulabilir.

Örnek olsun, TEKEL direnişçilerinin günlük dile soktuğu 4/c, sadece bizde görülen bir uygulama mıdır? Demokrasinin en çok geliştiği Amerika ve Avrupa ülkelerinde de bu tür uygulamalar çok yaygın değil mi? Emeğin geçen yüzyılların mücadelesinden süzülüp gelmiş kazanımlarının birer birer ya da topluca yok edildiğini ne zamandır söyleyip duranlar uyduruyorlar mıydı? Yoksa, bu demokrasi dedikleri ikide birde bozulan, eksilen, geriye giden bir nesne ve sosyalistler de onu onarmaktan, tamamlamaktan, geriye gidişini durdurmaktan başka işi olmayan, o işlerden kendi asıl işlerini yapmaya bir türlü vakit bulamayan bahtı karalar mı? TEKEL direnişçileri arasından yepyeni devrimcilerin, komünistlerin çıktığına tanık oluyoruz şu son haftalarda. Mücadele eden ve mücadele sırasında doğru davranan devrimcilerle karşılaşan işçinin “beş vakit namazdan beş vakit komünizme” evrilmesi, bu kadar kısa süreli evrim olmayacağına göre, aynı mantıkla eylem türünde yeni bir sözcük türetirsek, devrilmesi, daha düzgün anlatımla, devrimci dönüşüme uğraması bir rastlantı mıdır? Geçen hafta burada adını ve bazı klasikleşmiş sözlerini andığımız büyük devrimcinin çırağı olanın sık sık yinelediğini bildiğimiz sorusunu yanıtıyla birlikte hatırlayalım: “Bu bir rastlantı mıdır yoldaşlar? Hayır yoldaşlar, bu bir rastlantı değildir.”

Yine örnek olsun, her dört genç insandan birinin işsiz durumda olduğuna ve uzun bir süredir bu oran gittikçe arttığına göre, genç insanlara en gerçekçi vaadi işsizlik olan, geçmişte bir biçimde iş bulup çalışabilmiş olanlar içinse işsiz kalıp ya da en talihlileri için emekli olup sürünmekten başka gelecek umudu sunmayan bir düzenin karşısında sosyalizmin en kötüsünün, en eksik gedik olanının bile her sözü inandırıcı olabilir. Bizim çok gelişkin olmaya mahkum sosyalizmimizin ise ezici bir üstünlük sağlayacağı besbellidir.

Somut durumlarla devam edilecekse, sağlıktan eğitime, dinlenceden eğlenceye, iğneden ipliğe ne var ne yok alım satım nesnesi olmuşken, satışa sunulanların yetersizliğini mi belirtmeli, satın almak durumunda olanların çaresizliğini mi? İçlerinden birini çekip ortaya getirirsek, diyelim, eğitim aldın, parayı bastırıp en âlâsını aldın. Ne olacak sonunda? Gelişmiş ve iyi insan anlamında “adam” mı olacaksın? Adam olmaktan vazgeç, biraz olsun yontulman bile tümüyle “şans” işidir. Yok yoksul parayı bulup buluşturdun, kapı gibi diploman elindeyken ve aylar yıllar boyu diyar diyar dolaştıktan sonra iş mi bulacaksın? Yine şans işi. Ama bu kez belki biraz yükseltebilirsin şansını; o da her türlü rezilliğe razıysan, “ne iş olsa yaparım”cıysan…

Sözü döndürüp dolaştırıp kahve muhabbetine çevirmenin alemi de yok, herkesin bilip durduklarına ilişkin örnekleri sonuna kadar sıralamaya uğraşmanın gereği de.

Birinci cumhuriyetini kemirip tüketmiş, ikincisinin ondan daha geriye gideceği apaçık olan, geleceği anlatılırken kullanılan parçalanma, boğazlaşma, kan gölüne dönme türünden sözlerin git gide abartılı olmaktan çıktığı bu ülkenin, o hüzünlü filmlerin yönetmeni sinemacının sözleriyle bu “yalnız ve güzel ülke”nin yepyeni bir cumhuriyetten başka bir seçeneği kalmamıştır. Daha doğrusu seçenek bulunur, bulurlar, onun adına bulup önüne koyanlar çıkar da, onların hiçbiri kurtuluş seçeneği olmaz; kırk katır mı kırk satır mı seçeneği olur.

Her ülke kadar değil pek çoğundan daha fazla çürük insan yaratan bu ülkenin sonu, hızla gelecekse gümbürtülü bir kapışma, yavaş yavaş gelecekse koku alma duyusunu yok edecek yoğunluğa ulaşmış bir çürüyüşün sonundaki içi tümüyle boşalmış kütlenin “pof” diye çöküşü ile olacak. Öyle görünüyor.

Ne kadar yazık! Kuşkusuz yazık da, insan kendi geleceğine bakıp bakıp hayıflanır oturur mu?

Asıl şimdi sosyalizmin sırasıdır.

Yok, olmadı, yakışmadı. Şimdisi sonrası ne demek!

Her zaman sosyalizmin sırasıdır.

KAYNAK: YENİ ORTAM

Görele Haber

Toplam 189 Defa Okunmuştur.

Facebook'a Gönder

 Yazdyrylabilir SayfaTavsiye Et Yorum Yaz

Toplam 1 Yorum Yazılmıştır.

KARA KAPLI NİZAMİ [ 09 Mart 2010, 18:15 ]
Cumhuriyeti korumanın tek yolu vardır. O da SOSYALİZMİ ANLAMAKTIR. Yoksa Cumhuriyeti koruyacağı sanılanların hepsi, ülkeyi satanları seyreder.

Parlementosu susar, ordusu susar, gençliği susar, milliyetcisi susar.

Sosyalizmi anlamadan Cumhuriyet anlaşılamaz, korunamaz.

Bu ülkede herkes darbeci olmadığını ispat etme derdinde.

Ülke satılıyor, askerler aman bizi darbeci sanmasınlar diye susuyor.

Aydınlar, darbeci olmamak için susuyor.

Hapishaneler doluyor, aman sessiz olalım, bizi darbeci zannederler...!

Eski bir türküyü hatırladım,

Yaşsasın şu demokrasi,
kırk kişi bir tabuttayız.

Tüm Yorumlar


ÖZEL ÜST HABER

KÖŞE YAZILARI

Hakan GÜREL Hakan GÜREL
HALİÇ'TE YAŞAYAN SİMONLAR VE CEMAATLER...
Ayhan EYİKOÇAK Ayhan EYİKOÇAK
ANLAŞMA : ANLAMA ve ANLATMA
Hüseyin BEKAR Hüseyin BEKAR
HAYIR DEMEK CESARET DEMEK..
Nihat ÖZTÜRK Nihat ÖZTÜRK
SANATÇILARIN BURUNLARI
Tevfik KARA Tevfik KARA
ORADA BİR KÖY VAR UZAKTA...
Ataol BEHRAMOĞLU Ataol BEHRAMOĞLU
SİVİL FAŞİZM
Şükran SONER Şükran SONER
BOYKOTLA EVET ARASINDA
Aydın ÇAK Aydın ÇAK
SÖZ SENDE...
Gündoğdu YILDIRIM Gündoğdu YILDIRIM
KPSS SINAVI
Misafir KALEM Misafir KALEM
BÜTÜN KARADENİZ'İN DAĞLARI BİRLEŞİN!
Prof.Afşar TİMUÇİN Prof.Afşar TİMUÇİN
YIRTIKLIK yada PİŞKİNLİK
Hasan KAMİLOĞLU Hasan KAMİLOĞLU
H.E.S-5 (YARARLARI-ZARARLARI)
Prof. Korkut BORATAV Prof. Korkut BORATAV
" İTAAT ET veya YOK OL "
Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN
VEDA ZAMANI...
Nedim TORUN Nedim TORUN
NELER OLUYOR
Hüseyin ÇAKICI Hüseyin ÇAKICI
12 EYLÜL ve REFERANDUM
Özcan TEMEL Özcan  TEMEL
ÇALAKALEM YAZMAK
Özgür KARAKAYA Özgür KARAKAYA
DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ DERSLERİ
İ.zeki KUTLU İ.zeki KUTLU
ANLAŞILIR GİBİ DEĞİL!
Sefer AYDIN Sefer AYDIN
DÜNDEN BU GÜNE 2!...
Mehmet KÖŞNEK Mehmet KÖŞNEK
GÜNEYDOĞU İZLENİMLERİM-3
Çetin KARAAHMETOĞLU Çetin KARAAHMETOĞLU
GÜNDEM - 2
Şahin UZUN Şahin UZUN
HIYARIN FAYDALARI....
Yeşim AKBULUT Yeşim AKBULUT
DELİRMEMEK İÇİN!
Av.Fikret İLKİZ Av.Fikret İLKİZ
NEYİN REFERANDUMU?
Davut GECİR Davut GECİR
BU YÜREK...
Metin KARAAHMETOĞLU Metin KARAAHMETOĞLU
MERHABA GÖRELELİ ARKADAŞLAR
Rüstem MENTEŞOĞLU Rüstem MENTEŞOĞLU
İĞFAL KABİLİYETİ TAM DEMOKRASİ (!)
Yakup BAYIR Yakup BAYIR
DOSTLARIN ARASINDA OLMAK GÜZEL
Ali AYAROĞLU Ali AYAROĞLU
SÖZDE GAZETECİ-YAZAR
Erman ERGÜL Erman ERGÜL
OLACAK O KADAR.!
Burhan TEMEL Burhan TEMEL
GÖRELE'DE TİYATRO OKULLAR BİR DÜZELTME VE EKLEMELER
Şevket KAHRAMAN Şevket KAHRAMAN
DEVRİMİN "DEVRİM GÖZLÜ" KARDEŞİNE, KARDEŞ YOLDAŞIMA...
Rıdvan YANIK Rıdvan YANIK
HES ve ENERJİ-2
Fatih KIRTORUN Fatih  KIRTORUN
OKUMAZSAN ÇÖPÇÜ OLURSUN!

Özel Haber

Görele Ağzı Sözlüğü:K-Z/2
Görele Ağzı Sözlüğü:K-Z/2
Sözlüğün devamı: K-Z

Reklam

RÖPORTAJ

'AKP Devrimin Düşmanı'
'AKP Devrimin Düşmanı'
12 Mart'ta Deniz Gezmiş'le THKO, 12 Eylül'de TDKP davasından yargılanan Mustafa Yalçıner, AKP'nin 12 Eylül'le hesaplaşma söyleminin sahtekârlık olduğunu iddia etti

AFORİZMALAR

YULARINI UZUN YA DA KISA TUTMAK
YULARINI UZUN YA DA KISA TUTMAK
Çok güzel ve üzerine sayfalar dolusu felsefi, sosyolojik ve psikolojik yazılar yazılacak sözlerimiz vardır. "Yularını uzun ya da kısa tutmak" da çok önemli ve akıldan çıkarılmaması gerekenlerden biridir.

© Copyright

Gorelehaber.Com Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir. Bu internet sitesinde yayınlanan haber, makale, yorumlar yazarını bağlar. Görele Haber sorumlu tutulamaz. Tüm Hakları Saklıdır © Copyright 2007 - 2010 Gorelehaber.Com
Hakkımızda | Yazar Girişi

Yazılım:

Tasarım - Editör - Teknik Sorumlu
UstaSoft İnternet Hizmetleri

Sitemiz Görele Hürses ve Yeni Tirebolu Abonesidir

İletişim: info@gorelehaber.com

görele

Sendika Tv